Saturday, January 26, 2008

Si seulement je savais qu'il était vivant

DE COMPRENDRE LE FRANÇAİS


C'est Anatolian mères mots: "Il suffit Si seulement je savais qu'il était vivant."

Pour être perdu est un précieux paradigme de la culture française. Des films français, des romans, des livres scolaires ornement le motif de se perdre fréquemment. Pourquoi le paradigme de l'être perdu est si important pour la culture française?

Bury dit sur les causes et la nature de la culture grecque antique, "The colony was a public enterprise, and the bond of kinship with the 'mother-city' was carefully fostered. ... The emigrants took fire from the the public hearth of their city to light the fire on that of their new Home" , 'A History of Greece', McMillan 4th ed. 1975, p.71 ...

Et Thucydides dit, "The Phoecians (Aujourd'hui FOÇA- ANATOLIA) toowhen they were founding Marseilles defeated the Carthaginians in a naval engagement", 'History of Peloponnessian War', Penguin 1972, p44 ...

Le Nouvou SANS Frontiers 1 p 169 Cle International 1988 dit " Au 1er siecle apres J.C., un people s'est installe dans la region des Saintes-Maries-de-la-Mer. Ces gens venaient d'un pays mysterieux de l'Asie."

Parfois, il est impossible de tout dire. Il est peut-être inutile aussi ...

Parfois, les sentiments sont si denses, nous prononcer un seul mot ou deux ...

La nostalgie de l'absent peut être perdu si forte ...

Vous le dire: "Il suffit Si seulement je savais qu'il était vivant."

Ali R+ SARAL

All are equal but not the same.

It is easy for Turks to speak with Turks not only because
they speak the same language but also they use the
same idioms, phrases, proverbs. Because they use
the same reference points.

In order to communicate with Europeans you should
express your ideas through the reference points
that they can understand, otherwise
talking with Europeans becomes conversating with deaf.

These reference points include not only idioms, phrases,
proverbs such as
"All are equal but not the same" but also

many stories from the Bible such as
"Give Ceasar what belongs to him"
in Turkish: "Sezara Sezarın hakkını ver"...

Being Muslims Turks are better dispositioned
in that matter as there are many references (good or bad)
to the Christian religion in the Kur'an.

Of course this makes life harder for Turks
who have more than 8 language neigbors to learn,
such as
Greek, Bulgarian, Serbian, Hungarian, Romanian,
Ukranian, Russian, Arabic, Turki, Caucassus languages,
Persian, English, French, German and so on...

and have to study other culture's religions...

The bottom line is you have to now yourself and
your own religion well...
If you want to do this excellently you must study other
languages and religions.

But be careful,
a single person has a limited mental capacity.

Monday, January 21, 2008

A navigation beacon on the Bosphorus - Istanbul


Having served for Air Traffic Control in the best years of my life,
I played with beacons on the air routs in the ar quiet sometime.

Now, working and living back in Istanbul, I feel I would like to be
a small lantern on the Bosphorus, the water strait between two continents.
A small beacon that serves the sea navigation between Black Sea and the
Marmara, to Eagian Sea...

It is difficult to forget sometimes.

Saturday, January 5, 2008

Thucydides

Of all manifestations of power, restraint impresses man most.

Thucydides

Monday, November 26, 2007

Monday, September 17, 2007

İNSANIN MİHENGİ

İnsanın Mihengi

Mihenk taşı eskiden altının ayarını ölçmek için kullanılırdı. Miyar denilen bir aletle aynı hacimdeki altın ile mihenk taşı karşılaştırılır, altının yoğunluğu mihenk taşından çok ise altın ağır basardı. Böylece mihenk taşı altının kalitesinin belirlenmesini sağlardı.

Mihenk taşı yerine ölçüt ya da ölçü kelimelerini kullanıyoruz günlük dilimizde… Bir şeyin kalitesini değerlendirmek istediğimizde bütünsel bir ifade yerine, o şeyin kalitesini oluşturan unsurlardan bir tanesini seçip yalnızca o unsurun sağladığı bilgi cinsinden o şeyin kalitesini değerlendiriyoruz…

Örneğin bilgisayar yazılımlarının kalitesinin belirlenmesinde kullanılan yazılım karmaşıklık ölçütleri (software complexity metrics)… Bir bilgisayar programı ne kadar karmaşıksa o programın kullanımı sırasında istenmeyen bir hata çıkma olasılığı o kadar çoktur. Yazılım karmaşıklık ölçütleri program kodu satır sayısından komut sayısına, yuva(nest) sayı ve derinliğinden, belirli komutların kullanım sayılarına ya da McCabe’in kriterine kadar çok sayıda ölçüt içerir. Yazılım Mühendisliği literatüründe bu konuda nice kaynak bulmanız mümkün… (Profiling Software Through the Use of Metrics – Robillard and Coupal, Predictive Modeling Techniques of Software Quality from Software Measures – Khoshgoftaar et all.) Program kodu satır sayısı(LOC-lines of code) bu ölçütler arasında en çok benimsenip kullanılandır.

Aslında belirli bir ölçütün verdiği sayısal değer yalnız başına hiçbir anlam ifade etmeyebilir. Karşılaştırmalı olarak, ya zaman içinde ya da farklı şeylerin karşılaştırılmasından elde edilen farklı değerlerin ifade ettiği göreceli anlama bakmak gerekir.

Basit bir şekilde ifade edecek olursak… Belirli bir konuyu dinleyicilere anlatacak konuşmacılarımız olsun… Eğer en geçerli yazılım kriterini seçersek, kriterimiz konuşmacıların kullandıkları kelime sayısı ya da konuşma süresi olsun… Buna göre, hata yapma olasılığı çok olan konuşmacılar, dertlerini makul bir süre veya kelime sayısı içinde anlatamayan konuşmacılardır… Öncelikle bu konuşmacılarla ilgili tedbir almak, bunların konuşmalarını daha önceden kontrol etmek faydalı olabilir… İlk bakışta çok aptalca gelebilir, fakat burada önemli olan eşik sürenin belirlenmesidir… Hatta, birkaç eşik belirlenerek risk seviyeleri tespit edilebilir. Bunun için ise, konuşmacıların konuşmalarının süreleri ve mümkünse anlatılan konunun karmaşıklığına ilişkin ampirik değerler tespit edilmelidir. Konu tamamen subjektif olduğu için, veri toplamak ve test aşamalarında aynı işlemleri aynı kişiler yapmalıdır…

Amerikan uzay mekiğinde çıkması olası yazılım hatalarını yakalamak için yazılım karmaşıklık ölçütleri (software complexity metrics) kullanılmaktadır. Seçilen ve kullanılan ölçütlerin geçerliğinin değerlendirilmesi konusunda çok güzel makaleler var(Validating Metrics for Ensuring Space shuttle Flight Software Quality - Schneidewind). Teknik ölçütler bir yana benzeri yaklaşımlar sosyal konularda da uygulanabilir…

Acaba insanları değerlendirirken nasıl bir ölçüt kullanabiliriz? Öyle bir ölçüt ki, iki farklı insanı yalnız bu ölçüte göre karşılaştırıp, o iki insanın artıları eksilerinin bütünü hakkında bir tahminde, bir değerlendirmede bulunabilelim… Öyle bir ölçüt ki, bir insanı bir yıl ara ile aynı ölçüte göre değerlendirdiğimizde, o insanın bir bütün olarak daha iyi, daha kaliteli olduğunu söyleyebilelim…

Hemen bir takım itiraz seslerini duyar gibi oluyorum… Biliyorum, insan karmaşık bir yaratık… Bir ana, bir baba, bir arkadaş, bir patron, bir mühendis, bir doktor… İnsan aynı anda birden çok ve değişen kimliklere sahip… Ayrıca her kimliği, çalışkanlık, beceriklilik, kolaylık, rahatlık gibi yüzlerce özelliğin bileşkesinden oluşuyor. Karşılaştırmak gibi olmasın ama, insanın karmaşıklığı tıpkı uzay mekiğinin karmaşıklığı gibi hem kendisi hem de çevresindekiler tarafından doğru yönetilmeyi bunun için de doğru değerlendirilmeyi gerektiriyor.

Öyle ise nedir insanın kalitesinin ölçütleri? Günümüz Türkiye’sinde bu ölçütlerin doğru belirlenmesi ve var olanların iyileştirilmesi yurdumuzun başarı şansını hayati derecede etkileyecektir.

İnsan kalitesinin en önde gelen ölçütü kişinin bilgiye karşı aldığı tavırdır. Aynı zamanda bu görüş yalnızca bireyler için değil her türlü kurum, kuruluş ve şirket gibi sosyal organizasyonlar için de geçerlidir.

On beş yıl önce, Harvard Universitesinin Harvard Business Review adlı iş yönetimi konulu dergisinde (1993 Temmuz) "Öğrenen Bir Kuruluş İnşa Etmek" (Building a Learning Organisation) adlı makalede şunu bulmuştum:

"Öğrenen bir kuruluş bilgiyi yaratmak, edinmek ve nakletmekte ve kendi davranışını bu yeni bilgi ve sağduyuyu yansıtacak şekilde değiştirmekte usta olan kuruluştur."

Günümüz Türkiyesi ve dünya koşullarında bir kurum, kuruluş veya şirketin kalitesinin mihenk taşı bilgiye karşı aldığı tutumdur.

Ali Rıza SARAL

Tuesday, September 4, 2007

On the value of life

Life is precious in its own right regardless of identity.
The tree of life (Anatolian-Muslim Art - Kütahya)